Dünyadaki En İlginç Tapınaklar
1.Kubbet’üs-Sahra:
Kudüs'ün Eski Şehrindeki Tapınak Dağı'nda bulunan bir İslami tapınaktır. İlk
olarak 691-692'de Emevî Halifesi Abd el-Malik'in emriyle, MS 70'te Roma'nın Kudüs Kuşatması sırasında yıkılan İkinci Yahudi Tapınağı'nın bulunduğu yerde İkinci
Fitne sırasında yapıldı.Orijinal kubbe 1015'te yıkılmış ve
1022-23'te yeniden inşa edilmiştir. Kubbet'üs-Sahra, özünde İslam
mimarisinin günümüze ulaşmış en eski eserlerinden biridir.Mimarisi ve
mozaikleri, yakındaki Bizans kiliseleri ve saraylarından esinlenerek desenlendi,ancak
dış görünümü Osmanlı döneminde ve yine modern dönemde,
özellikle 1959-61'de altın kaplama
çatının eklenmesiyle önemli ölçüde değişti. Yapının sekizgen tasarımı, 451-458
yılları arasında Kudüs–Beytüllahim arasındaki
yolda inşa edilen Bizans Meryem Ana Kilisesi'nden (Yunancada Kathisma,
Arapçada El-Kadismu olarak da bilinir) etkilenmiş olduğu da
söylentiler içerisindedir.Tapınağın üzerine bulanan Muallak
Taşı Tanrı'nın, dünyayı ve
ilk insan olduğuna inanılan Âdem'i
yaratmaya başladığı yer olarak inanılır ve İbrahimî dinlerde büyük
önem taşır. Aynı zamanda İbrahim'in oğlunu kurban etmeye çalıştığı ve Yahudilerin dua
sırasında herhangi bir yerden daha fazla tezahür ettikleri yer olduğuna
inanılıyor. Müslümanlar için önemi ise, Muhammed'in cennete olan Gece
Yolculuğunun, yapının merkezindeki kayadan başladığı inancından
kaynaklanıyor.
Geçmiş
Kubbet-üs Sahra Kudüs'te Yahudilerin Kudüs Tapınağı olarak isimlendirdikleri en kutsal binalarının
bulunduğu ve bazen "Tapınak Tepesi" adını verdikleri bir tepenin
üzerindedir. Bu tepe üzerinde inşa edilen Birinci Tapınak MÖ 586 yılında
Babilliler tarafından tahrip edilmiştir. İkinci Tapınağın yapımına MÖ 535'te
başlanmıştır. Bir süre aradan sonra yapıma MÖ 521'de devam edilmiş MÖ 516
yılında yapım tamamlanmış ve MÖ 515 yılında İkinci Tapınak açılmıştır. Yaklaşık
500 yıl sonra İkinci Tapınak, MÖ 20 yılında Kral Herod tarafından yeniden tamir ettirilmiştir. Bu
İkinci Tapınak MS 70'te Romalıların bir Yahudi isyanının bastırmak için Kudüs
Kuşatmasını yapıp şehri ellerine geçirdikten sonra (ileride Roma imparatoru
olacak olan) General Titus komutasındaki
Roma İmparatorluğu'na bağlı birlikler tarafından yağmalanıp tahrip edilmiştir.
Romalılar bu mevkide Jüpiter Tapınağı inşa etmişlerdir.
Yahudilerin, 132-135 yılları arasında Romalılara karşı giriştikleri son Bar Kohba isyanı sırasında tapınağı yeniden
kurmayı denediler. İkinci tapınağın temelleri dahi Romalılarca tahrip
edildiğinden dolayı daha büyük ve daha geniş yeni bir tapınak yapılması
gerekmekteydi. Bu tepedeki Roma tapınağı yıkıldı. Ancak Romalılara karşı bu
isyan da başarısız oldu. Yahudiler Kudüs'ten çıkartıldılar.
Kudüs'ün Müslümanlar tarafından fethine kadar Harem-i Şerif
tepesi yıkıntılarla dolu bir mevki olarak kaldı. Hatta Hristiyanlar zamanında
taş ocağı ve çöplük olarak kullanılmıştı. Roma İmparatorluğu Hristiyanlığı
resmi din olarak kabul ettikten sonra ve Bizans İmparatorluğu döneminde
Filistin ve Kudüs, Hristiyanlığın haç merkezi olarak kabul edilmiştir. Kudüs ve
"Tapınak Tepesi" adı verilen Harem-i
Şerif İsa'nın gezdiği yerlerden olan İkinci Tapınak yıkıntıları, Hristiyan
hacılarının geldiği bir hac merkezi olmuştu. Bu yıkıntılar "Beyt-i Makdis" olarak da anılmaktaydı.
Kudüs, 614'te Bizans İmparatorluğu'ndan Sasani İmparatorluğu'nun eline geçmiştir.
Halife Ömer döneminde Sasaniler Devleti ile yapılan savaşlar
sırasında Kudüs 636 yılında ilk kez Müslümanların eline geçmiştir. Halife
Ömer, Kudüs'e girdiğinde baş patriğe kendisini Tapınak Tepesine (yıkık olan
Süleyman mabedinin yerine) götürmelerini rica etti. Bu mevki yıkıntı
döküntülerle doluydu. Yahudilikten Müslümanlığa dönüş yapan "Ka'ab
al-Ahbar'' adındaki bir kişi, dinsel bilgilerinin yardımıyla Yahudilerin nerede
tapındıklarını gösterdi. Ömer tapınaktan geri kalanları buldu. Halife Ömer ilk
olarak Beytü’l Makdıs’ı ve Muallak
Taşının (Sahra) bulunduğu Harem-üs Şerif'i yıkıntılardan
temizlemiştir. Sonra Sahra üzerinde "Sahra Mescidi" adı ile anılan
Medine'de peygamberin mescidine benzer kamıştan namazgah tarzında bir Mescid
yaptırmıştır. Ömer, on bin kişi ile birlikte tapınağın 70 yılında yıkılmasından
sonra ilk kez bu yerde ibadet etti.Bu Mescid "Sahra Mescidi" adı ile
anılmaktaydı
Günümüze kadar gelen Kubbet-üs-Sahra binası Emevi Halifesi,
Abdülmelik bin Mervan devrinde 687-691 yılları arasında inşa edilmiştir. Bu
halife Sahra Mescidini büyütüp yenileyerek Kubbet-üs-Sahra'yı yaptırmıştır.
Ayrıca bu mevkiinin hemen yanına Mescid' i Aksa adı verilen Ömer Camisini
inşa ettirmeye başlamış ve bu cami halife I.
Velid döneminde tamamlanmıştır. Birinci Haçlı seferi sonunda 1099'de Kudüs'ü
Müslümanlar'dan aldıktan sonra Frenk Haçlılar tarafından Kubbet-üs Sahra
"Augustinler" tarikatı keşişlerine verilmiştir. Bu kesişler Kubbet-üs
Sahra binasında çeşitli değişiklikler yapıp binayı bir Augustin tarikatı
manastırına ait olan Katolik Kilisesine çevirmişlerdir.
Binanın kuzeyine Hristiyan kesişler
için hücreler ilâve edilmiştir. Binanın kubbesine hac yerleştirilmiş
ve kubbenin altındaki mağaraya ikonalar konulmuştur.
Aynı mevkide bulunan Mescid-i Aksa ise
Haçlılar Kudüs Krallığı devlet sarayına
dönüştürülmüştür. Bu binanın bir kısmı da Kubbet-üs Sahrayı Tapınak Şövalyeleri'ne merkez olarak verilmiştir.
Tapınak Şövalyeleri bu binayı Süleyman Tapınağı
olarak kabul edip buna atıfla isimlerini almışlardır.
1187'de Selahaddin Eyyûbî'
nin Kudüs'ü
fethinden sonra Haçlılar döneminde
yapılan değişikliklerin büyük bir kısmı kaldırıldı. Tarih boyunca bölgeye hâkim
olan Müslüman hükümdarlar Kubbet-üs Sahra'ya büyük saygı göstermiş, binanın
bakımı ve tamiri ile yakından ilgilenmişlerdir. Kubbet-üs Sahra Eyyûbî ve Memluk Sultanları tarafından
çeşitli tarihlerde tamir ettirildi. Bölge, Yavuz Sultan Selim devrinde Osmanlı topraklarına katıldı. Kanuni
Sultan Süleyman, Kubbet-üs Sahra'yı köklü biçimde tamir ettirdi. Binanın dış
cephesini çinilerle kaplattı. Kubbet-üs Sahra, Osmanlı padişahlarından III.
Murat, I.
Abdülhamid, II. Mahmud, Sultan Abdülmecid, Sultan Abdülaziz ve II.
Abdülhamid devirlerinde de tamir edildi. II. Abdülhamid, binanın
zeminini İran halıları ile döşetti. Binanın ortasına büyük bir avize
astırdı ve eskiyen çinilerini yeniletti.11 Temmuz 1927 tarihinde Filistin’de
meydana gelen depremde önemli ölçüde hasar gördu.
1955'te Ürdün hükûmeti tarafından çok geniş bir retorrasyon,
revizyorm ve yenileme programı başlatıldı. Ürdün,
diğer Arap ülkeleri ve Türkiye'nin
katkıları ile esaslı bir şekilde tamir edildi. Bu yenilemede çoğu yağmur suyu
girişi dolayısı ile ziyan görmüş olan Kanuni Sultan Süleyman tarafından verilen
fonlarda yapılmış olan çini karolar restore edildi. Bu programın bir kısmı
olarak 1965'te tahtadan yapılmış ve kurşun levha ile kaplanmış olan kubbenin
dışı İtalya'da yapılmış olan daha dayanıklı ve su gcirmez aluminyum-bronz
levhalarla kaplandı.
1998'de Ürdün
Kralı Hüseyin, Kubbet-üs-Sahra'nın kubbesinin bakımı ve tamiri için 8,2 milyon dolar bağışladı.Günümüzde İsrail'deki
radikal bir grup Kubbet-üs Sahrâ'nın ve çok kutsal olan Mescid-i Aksâ'nın başka bir yere taşınmasını
ve burada Yahudilerin üçüncü tapınağının inşa edilmesini istemektedir.Müslümanlar
ise en kutsal ibâdet yerlerinden biri kabul edilen tarihî Kubbet-üs Sahra ve
Mescid-i Aksa’da ibâdet ediyor ve İslâm’ın kutsal mekânlarını korumak
istiyorlar.
Mimari
Kubbet-üs Sahra İslâm mimârîsinde
bilinen ilk kubbeli eserlerdendir. Bu yapı Abdülmelik'in halifelik döneminde
689-691 yılları arasında inşa edilmiştir. Binanın mimarları Kudüs'lü Yezid Bin
Salam ve Baysan'lı Raja Bin Hayve'dir. Günün coğrafyacısı olan El-Mukadassi'ye
göre, bu kutsal binanın inşası için Mısır eyaletinin gelirlerinin 7 mislinden
daha fazla finansal fon sarfedilmiştir. Fakat bu binanin orijinal planalri
bulunmamaktadır ve organik olarak geliştirilip yapımladığı kabul edilmektedir.
Bu binanin detayli ilk plani 19.yuzyilda bu kutsal binaya gizlice girebilen
Hristiyan gezgin harita subay/mimarları tarafından yapılmıştiur.
Binanın muhendis/mimaralrinin Kudüs'lü Yezid Bin Salam ve
Baysan'lı Raja Bin Hayve olduğu kabul edilmektedir. Günün coğrafyacısı olan
El-Mukadassi'ye göre, bu kutsal binanın inşası için zengin Mısır eyaletinin
vergi gelirlerinin 7 mislinden daha fazla finansal fon sarfedilmiştir.
Bu bina Kudüs'te Müslümanlar ve Yahudiler tarafından kutsal
kabul edilen (Muallak Taşı adı verilen) kaya üzerine olup ortası kubbeli
sekizgen bir binadır. Ortasında kutsal kayayı örten yüksek tahtadan iskeletle
yapılmış 20m çaplı bir kubbe bulunmaktadır. Bu kubbe altın sarısı renkli
metalik levhalarla kaplıdır. Bu metalik levhalar 1964'te kadar kurşundandı ve o
yıl tamamlanan renovasyon ile levhalar alümünyum-bronz alaşımdan
yapılmışlardır. Bu kubbe 16 pencere boşluğu ve sütün ihtiva eden bir silindirik
davulumsu yapı üzerinde bulunmaktadır. Bu silindirik davulumsu yapı zeminden
yükselen ve bir daire şekilde yapılmış, aralarından 24 boşluk bulunan sütunlar
üzerine dayanmaktadır. Sütünlar arası boşluk 19ar metre eninde olup sütun
yüksekliği 11 metredir. Binanın dış duvarlarının yüzeyleri porselen çiniden oluşmaktadır
ve binanın sekizgen şeklini aksettirmekdirler. Hem dış duvarlar ve hem de
davulumsu silindirik yapıda pencereler bulunmaktadır. Binanın iç yüzeyi ve
kubbesi Kur'an süreleri ve çeşitli motiflerle
süslenmiştir. Duvarlar Kanuni Sultan Süleyman tarafından verilmiş olan çini
karolarla kaplıdır. Kubbenin altından bulunan zemin satıhı Muallak
Taşı denilen kayadan oluşmaktadır.
Türk Müslümanlar yaygın
olarak yapının içindeki Muallak
Taşı'nin havada durduğuna inanırlar. Evliya
Çelebi, Seyahatnamesinde, Muallak Kayasını havada gören
hamile kadınların hayretten, şaşkınlıktan ve dehşetten çocuklarını düşürdüğünü
söylemiştir. Fakat şimdi Muallak Kayasının Müslümanlar tarafından havada
durduğu düşünülse de Harem-üs Şerif'teki
yapıların altında kaldığından gözükememekte, içine Kubbet-üs Sahra'dan
inilebilmektedir.
Temel bilgiler
Bulunduğu
yer:Kudüs İsrail-Filistin sınırı
Mimari
Tür:Abbasi,Emevi,Osmanlı
Tamamlanma:
687-691
Kudüs’le ilgili bilgiler
Kuşatmalar:
MÖ 701,MÖ 587,70,614,637,1099,1187,1244,
1917,1948
Rakım: 630 m
(2.060 ft )
Nüfus
(2018):1.253.900
İçinde
olduğu devletler:
